Söyleşi serimizin bu bölümünde, alanda iz bırakmış, ürettiklerini keyifle takip ettiğimiz bir başka isimle karşınızdayız. Konuğumuz Kate Towsey.
Seni tanıyalım
Ben Kate Towsey. On yılı aşkın süredir ResearchOps dünyasının yönünü çizen işler yapıyorum. #WhatisResearchOps hareketini başlatarak bu kavramı sektöre kazandırdım. Research That Scales kitabının yazarıyım ve The ResearchOps Review’ın kurucusuyum. Kuruculara ve üst düzey yöneticilere danışmanlık veriyor, zaman zaman da derinlikli masterclass’lar yürütüyorum.
Alana nasıl girdin? Yolculuğun nasıl ilerledi?
Güzel sanatlar eğitimi aldım. Punk rock topluluğu işletmekten profesyonel müzisyenliğe, radyo belgeselciliğinden içerik stratejistliğine uzanan bolca hareketli bir geçmişim var. Hatta moda ve ayakkabı tasarımı bile yaptım! Bu dolambaçlı yolun sonunda kendimi UK’de Government Digital Service’de araştırma laboratuvarları kurarken ve bolca yayın üretirken buldum. Sonrasında Atlassian’da küresel bir ResearchOps ekibi kurup “ResearchOps” terimini globalde yaygınlaşmasına vesile oldum. On iki yıllık danışmanlık, birkaç küresel topluluk, bir kitap ve şimdi de The ResearchOps Review… İşte bugün buradayım.
Yaptığın işte en çok keyif aldığın şeyler neler?
Kendimi detaylara önem veren yaratıcı biri olarak tanımlayabilirim aslında. İnsanları düşündüren ya da ilgilendikleri konuda daha derine inmelerine yardımcı olan, üzerine kafa yorulmuş içerikler üretmeyi seviyorum. Benim için bu konu, üzerine bolca düşünüp üretim yaptığım ResearchOps.
Bir de sistem kurma tutkum var; bunu asıl eşime sormak gerek. Dünyam inanılmaz derecede düzenlidir! Bu yüzden operasyon odaklı bir yayını yönetmek benim için biçilmiş kaftan.
Tasarım sürecini nasıl görüyorsun?
Bugünlerde doğrudan işin uygulama ayağında olmayan bir ResearchOps yayıncısı için ilgi çekici bir soru. Zamanımın çoğunu uygulayıcılarla ve araştırma teknolojisi kurucularıyla konuşarak geçiriyorum. Bu da bana araştırma dünyası ve alandaki eğilimler üzerine özgün bir perspektif kazandırıyor. Son yazımda buna baya değindim. Soruyu daha doğrudan yanıtlamak gerekirse: Kurumların nasıl çalıştığı, kurum içindeki kullanıcı odaklı bilgi birikiminin nasıl işletildiği ürün geliştirme sürecinin omurgası. Doğru ve emin kararlar alamıyorsanız, her şey yavaşlar ve zamanla dağılır.
Kariyerinin başındakilere tavsiyelerin neler olurdu?
Yapay zekânın yükselişine rağmen, özellikle bu çağda sistem tasarımının temel ilkelerini asla gözden kaçırmayın: ölçeklenebilirlik, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve bağımlılıkların yönetimi. Herhangi bir çözüme balıklama atlamadan önce bu ilkeleri, çözmeye çalıştığınız problemi gerçekten anlamakla ve o problemin çözülmeye değer olup olmadığını sorgulamakla harmanlayın. Başka bir deyişle: iyi sistem ya da hizmet tasarımı ve iyi strateji.
Kariyerinde öğrendiğin en önemli ders neydi?
Kariyerimin çoğunda kendi işimi yaptım; bu bilinçli bir tercihti. Bu sayede işe “tüm benliğimi” masaya getirebildim. Anlamlı bir zemine oturmayan fikirlerim ve alışılmadık uzmanlık alanlarım da buna dahil. Ops dışarıdan bakıldığında çok katı ve oldukça sıkı yapılandırılmış bir iş gibi görünür; oysa yaptığım en yaratıcılığa açık işlerden biri. Dolayısıyla rolünüz ne olursa olsun, ilk bakışta çok da ilişkili durmayanlar da dahil, o işte tüm becerilerinizi kullanın. Eğer insan yönetiyorsanız, ekip üyelerinizin bildikleri her şeyi rollerine taşıyabilmelerine imkan tanıyın. Bu, herkes için daha tatmin edici bir çalışma hayatı yaratır.
Tasarım ekosisteminde tek bir şeyi değiştirecek olsan?
Yavaşlamak. Yapay zeka her şeyi hızlandırırken; hepimize yavaşlama, sıkılma ve kendi adımıza düşünebilme izni veren pratikler, araçlar ve kültürler inşa etmemiz gerekiyor. Aşırı yüklenmiş, sık sık bölünmüş bir zihin stratejik düşünemez. Bir meslek veya disiplin bu kapasiteyi kaybederse, otomasyonla asla geri kazanılamayacak çok kritik bir şeyi kaybeder.
Bu aralar neleri mesele ediniyorsun? Hedeflerin neler?
Şu an tüm odağım The ResearchOps Review diyebilirim. UX topluluğuna ciddi editoryal standartları olan bir mecra sunmak amacıyla Mayıs 2025’te kurdum. Harvard Business Review’ü ölçüt alıyoruz diyebilirim. Ayrıca her yıl öncü birkaç büyük ölçekli projeyi hayata geçiriyoruz. imza atıyoruz. Bu yıl, araştırma profesyonellerinin iş akışının farklı fazlarında yapay zekayı nasıl kullandığını haritalandıran How to AI UXR rehberini ve bu konuyu derinleştiren sekiz bölümlük bir podcast serisini yayımladık.
Bitmedi. Kate’in söyleşi kapsamında andığı iki üretimi de buraya bıraktık:
How to AI UXR
AI, Margins, and the New Division of Labour: Three Reversals Reshaping How Research Operates
Bu vesileyle Kate’in harika kitabını da anmış olalım. Biz bir göz atmanızı öneririz:
Gelecek söyleşilerde görüşmek üzere!
